Bu gün konumuz Bolunun yöresel lezzetlerinden kedibatmaz. 

Neredeyse doksanlı yılların başına kadar Boluda ciddi oranda mısır yetiştirilirdi. Hasad edilen mısır, mısır ekmeği ve Boluya özel farklı sosların yapılışında kullanılır aynı zamanda posası ve mısır sapı kış aylarında hayvanlara  verilerek değerlendirilirdi. Kedibatmaz yirmi otuz yıl öncesine kadar özellikle kış aylarında konuklara sıkça ikram edilen bir yemekti. Bir kaç farklı tarifi de olsa Bolu merkez ve merkeze bağlı köylerin genelinde un, mısır unu, keş, ceviz ve tereyağı ile yapılır. 

Her nekadar sadece buğday unu  ile de yapılabilir olsada kedi batmazın ana teması mısır unudur. Adını aldığı hikaye ise Ali adında bir gencin Fatma adında bir fakir kıza sevdalanması ve evlenmesi ile başlar. Her iki genç muradına ermiştir lakin kayın valide bu evliliğe baştan beri karşıdır. Fatma ya elinden gelen her türlü eziyeti eder. Günlerden bir gün kederli gelin Aliye yemek hazırlamak için mutfağı alt üst eder ama kendini sevmeyen kaynana ambarda un, mısır unu, keş ve cevizden başka birşey bırakmamıştır. Fatma gelin gamlı hali ile ocak başında kaynamakta olan suya önce az bir un atar sonra ne yapacağınız bilmez ve şaşkın hali ile istemsizce bolca mısır unu da katar bir yandan da gayri ihtiyari aşı karıştırır. Yaşlı gözler ve kederli hali ile yemeği bir müddet karştırdığında ortaya hamursu ama güzel kokan bir aş çıktığını fark eder. Ocaktan indirdiği aşı küçük lokmalar halinde kaşıkla bir tabağa alır ve üzerine tereyağında kızartılmış keş ve cevizi de ilave ederek Aliye götürür. Yemeğin kıvamı üzerinde gezen kedi batmayacak seviyededir. Kayın valide tarafından mutfağa sokulan kedilerin yemeğin üzerinde gezinmelerine rağmen yemeğe ayaklarının batmaması nedeni ile bu lezzetli yemeğe kedibatmaz adı verilmiştir.

Hikaye ne kadar doğrudur bilinmez ama ortaya çıkan lezzet harkuladedir. Özellikle gerede tarafında üzerine kaz ciğeri veya pekmez atılıyor olsa da keş ve ceviz ile harikadır. 

Yemeğin yapılışını hikayesi ile anlatmış olduk. 

Yorumlarınızı bekliyorum.

Afiyet olsun.


Sami CEYLAN