Turizim başta olmak üzere bir çok meslek dalında insan yetiştirmek mi olmalı yoksa meslek edindirmek mi? Aslında bu soruyu eğitim için de kullanmak mümkün. Topluma üreten ve ürettiğini de toplumsal değerler çeçevesinde sunan birey yetiştirmek doğru cevap olmalı kanaatindeyim.
Zira uzmanlık alanınız ne olursa olsun insani ve ahlaki değer yargılarına, geleneklere, sosyal ve kültürel değerlere sahip olmayan bireyler yetiştiriyorsanız malesef doğru olanı yapmıyorsunuz demektir. Bunu kaba tabirle örneklendirmek gerekirse bir bahçede sebze veya meyve yetiştirmeye karar veriyorsunuz ama toprak için gerekli hazırlığı yapmıyorsunuz, ortaya çıkan meyve ve sebzelerin tadında şeklinde ve verimliliğinde ciddi sorun yaşarsınız. Hang sektör olursa olsun kuracağınız en iyi teknolojik sistemlerde dahi o sistemi çalıştırmak için insan iradesi gereklidir.
Öncelikle meslek sahibi yapacağınız insana, insan olmayı, toplumun ahlaki, kültürel, sosyal ve geleneksel değer yargılarına saygılı olmayı, dürüstlük, alçak gönüllülük çömertlik ve yardım severliği aşılamalısınız. Vefakarlığı ve emeğe saygıyı öğretmeden insanı sadece bir konuda uzman yaparsınız ve işte sorunda burada başlar. Yukarıda sıralamaya çalıştığım değer yargılarından bi haber bireyler uzman oldukları alanda toplumda hoş karşılanmayacak ahlaki ve kültürel değerlere yakışmayan davranışlar ile mesleğini icra eder duruma gelirler ki biz buna kabaca entrika deriz. Çalıştığı işyerinde zimmetine para geçirenler, çalıştığı kurumun nufüsunu kullanarak kendilerine çıkar sağlayanlar, piyasaya sürdükleri ürünü kendi kariyerleri ve hedefleri için astronomik fiyatlar ile satanlar işte tam da bu değr yargıları olmayan şahsiyetlerdir, Dahası bu tür faaliyetler ve davranışlar takdir bile edilebilir ama uzun vadede kurum ve kuruluşların güvenirliliğini ve prestijini ciddi olarak zedelerler.
Demem o ki değerli dostlar Turizim sektöründe de önceliğimiz insan yetiştirmek olmalı. Bir çok kişi tarafından nankör meslek olarak anılan turizim aslında zevkli bir meslektir. Kültürel ve sosyal olarak kişinin gelişimine ciddi katkı sağlar ve kişinin toplum içerisinde saygınlığını artırır. Çok çeşitli insan kitlesi ile karşılaşacak ve içinde yaşadığımız dünyada var olan sosyal ve kültürel çeşitliliğin farkına varacaksınız. Bu bahsettiğim kazanımlar pekte tecrübe edilmeden anaşılacak şeyler olmasada hayal edebilmenizi sağlayacaktır. Bu mesleği doğru kişilerden öğrenir ve doğru yerlerde icra edersenz ekonomik olarak ta rahat bir yaşam sürmenize katkı sağlayacaktır.
Bu sözü kullanmayı her ne kadar sevmesem de günümüzde Turizimde yönetici olarak görev alan yeni yetmeler tarafından mesleği yapmayı planlayanların mesleğe bakış açıları ciddi oranda negatif olmakta. Öyleki Turizim otelcilik okuyan bir çok gencimiz daha staj döneminde pişmanlık ve okulu bıramak veya bölüm değiştirme noktasına gelmekte.
Çalışanlarını selamlamayı otoriesinde boşluk ve zaafiyet nedeni olarak gören işverenler. Çalışanlardan gelen güzel ve efektif fikirleri ve becerileri ödülendirmek yerine çepe atan. Çalışanları sadece iş gücü olarak gören, çalışan ve üretenlerin daha iyi koşullarda daha verimli olabileceiğini düşünmeksizin daha fazlasını bekleyen bir düşünce tarzına sahipler. Çalışanların motivasyonuna önem vermeyen, kişilerin öz güvenini artırmak için ödüllendirme ve teşvik etme adına adımlar atmayan "yöneticilerin" insan yetiştirmesini düşünmek hayalden öteye geçemeyecektir.
Önce insan olmayı öğretemediğimiz çalışanlarımız düşünülenin tam aksine sizleri yani "Yöneticileri" örnek alacak ve devamlı hakkının verilmediğini düşünecektir. Bu durumda Ustaya kızıp marulu bütün bütün çöpe atan ustalar, her fırsatta kaytaran çalışanlar, misafire gereken ilgiyi göstermeyen çalışanlar ile karşılaşmak kaçınılmaz olacaktır. Bu gün bir kafeteryada yaklaşık bir buçuk saat oturduk sonradan arkadaşlara katıldığım mekanda bir çalışan gelipte bir isteğiniz varmı diye sormadı. Yöneticiler olarak personele çalıştığı işletmede bir çok dişliden biri olduğunu kabul ettiremedikse bu ciddi bir kusurdur.
Çalışanların sadece zamanın da mesaiye gelmelerini beklemek, sadece kendilerine tanımlanmı görevi yerine getirmelerini beklemek, ve sorgulamadan çalışmalarını belemek askeriye mantığı ile emir erleri olmalarını beklemektir. Bu nedenle çalışanlarınız terhis bekleyen asker misali buldukları ilk fırsatta sizleri terk edecektir.
Amaçların ortak olmadığı hedeflerin ortak olmadığı becerinin ve yeteneğin ödüllendirilmediği yerlerde başarıdan söz etmek mümkün değildir.
Bir hikaye ile yazımıza son verelim; Zamanın birinde esir düşen bir yahudiye namaz kılması için baskı yaparlar, bir müddet sonra baskılara dayanamayan yahudi namaz kılmayı kabul eder, yahudi tam takdir ve sepmati toplamaya başlamışken biri yahudinin namazda bir şey okumadığını görür sorarlar neden? Yahudi cevap verir bana dikte ederseniz zaruret ortadan kalkıncaya kadar namaz kılarım ama okumam! Eğer bana bu dini sevdirseydiniz muhemelen sizden biri çoktan olmuştum.
Sami CEYLAN


0 Yorumlar