On bir ayın sultanı diyerek taçlandırmaya, kıymetini ifade etmeye çalıştığımız, dinimizde ve kültürümüzde muazzam bir yeri olan Ramazan yaklaşmakta. Beklenen misafir hanelerimize gönüllerimize hoş geldi sefalar getirdi.
Konuk sultan olunca sofralarımızda sultanlara layık olsun diye elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Tabi son iki yıldır başımızdaki pandemi musibeti nedeni ile geleneklerimizde ve kültürümüzde yeri olan Ramazanda malesef dostlarımızı ve sevdiklerimizi ağırlıyamıyoruz bu nedenle Sultanı her ne kadar buruk ta ağırlasak hanelerimizde bu açığı kapatmak için elimizden geleni yapıyoruz.
Tabi ramazan ayında beslenmemize de dikkat etmeliyiz. Yıllarca yiyecek içecek Müdürlüğü yapmış biri olarak şaşalı ve gösterişli Ramazan menülerinin aksine sağlıklı beslenmeyi hedefleyen bir yazı yazmak pekte kolay olmayacak gibi görünüyor. Neyse Ramazan ayı boyunca iftar ve sahur yemeklerini hazırlarken dikkat etmemiz gereken konuları aşağıda sıralamaya çalıştım. Umarım faydalı olur.
Özellikle sahur yemeklerini ve iftar yemeklerini hazırlarken her ne kadar birinci hedefimiz tok tutan bir menü hazırlamak ise de, aynı zamanda sağlıklı beslenmemize katkı sağlayacak ve belkide en önemlisi israfı önlemeye yönelik menüler olmalı. Bunun için alacağımız önlemlerin başında beyaz ekmek yerine kepek, tahıllı, buğday ekemeği vesaire tercih etmeliyiz. Gazlı içecekler ve meyve suları yerine annelerimizin hazırladığı doğal şerbetleri ve kültürümüzde özel yeri olan hoşaf tüketmeliyiz. Meyveleri de suyunu sıkarak değil ham tüketmeliyiz. Aşırıya kaçmadan özellikle sahurda posalı gıdalar tercih etmeli hamur işlerinde bilinenin aksine aşırıya gitmemeliyiz.
Ramazan boyunca dengeli ve sağlıklı beslenme konusuna çok dikkat etmeliyiz. Her ne kadar diyetisyen ve beslenme uzmanı olmasalarda Annelerimiz nenelerimiz bu konuda yeterli sayılabilecek bilgi ve beceriye sahipler. Yinede hatırlatmada fayda gördüğüm konu yeterince protein, vitamin ve mineral dağılımının ramazan ayı boyunca her iki öğüne orantılı olarak dağılımını sağlamak olmalı. İftar sofralarında aşırı yemekten kaçınılmalı ve bu nedenle yemek süresini tokluk hissinin oluşumu için gerekli olan yirmi yirmi beş dakikaya yaymalısınız. İftar sofralarında, iftar sonrası tüketilmesi muhtemel meyve de dikkate alınmalı ve ona göre aşırı yemekten kaçınılmalıdır. Belkide en önemli konuların başında vucudun su ihtiyacını karşılamak amacı ile iftar ve sahur arasında yeterince su tüketiminine dikkat etmek olsa gerek. Bir diğer konu ise yakın zamanın alışkanlığı olan gazlı içeceklerden ve suni meyve sularından uzak durmak bunların yerine evlerimizde annelerimiz tarafından hazırlanmış doğal meyve suları ve ayran benzeri içecekleri tüketmek olmalı.
İftar sofraların da yemeğe sindirimi ve doyurucu olması nedeni ile çorba ile başlayıp salata ve azar azar diğer atıştırmalıklar ile tokluk hissi oluşuncaya kadar yirmi dakika buyunca devam etmeniz uygun olacaktır. Sonrasında uygun miktarda ana yemek almalı ama daha öncede belirttiğim gibi Ramazanın olmazsa olmazı pide ve ekmek tüketimine dikkat edilmelidir. Yemek sonrası hareket etmek bünyenizi rahatlatacaktır.
Sahurda ise dikkat etmemiz gereken bünyemize uzun süre tokluğu sağlayacak gıdaların seçimi olmalı. Bu nedenle tercihimizi sindirimi ve emilimi uzun süren gıdalardan yana kullanmalıyız, bu yönlü seçiminiz açlık hissinin temel nedenlerinden olan kan şekerinin hızlı düşüşünü engelleyecek ve rahat bir gün geçirmenize olanak sağlayacaktır. Tam da bu nedenle sahurda meyve yemeği tercih edenlerin meyvelerini soymadan yani daha çok posa ve emilimi yüksek oranları tercih etmesi önerilir.
Ramazan ayında çok olmamak kaydı ile pişmiş veya çiğ sebzeleri sofranızdan eksik etmemenizi tavsiye ederim. Sadece dikkat etmeniz gereken husus tuz ve yağ oranıaynı zamanda aşırıya kaçmamak olmalı. Karbonhidrat ve emilimi uzun sürecek posalı gıdalar balşıca havuç, pırasa, bezelye, şalgam, baklagiller, enginar gibi sıralanabilir. Bununla beraber Ramazan ayı boyunca yulaf bazlı ürünlerin sofranızda olmasında fayda var çünkü yulaf posalı olması yanında kollesterol düşürücü özelliği ile de ön plana çıkmaktadır.
Tüm bunlara ilaveten mümkünse iftar sonrası yürüyüş yapılabilir. Mensubu olduğumuz dinin ramazana özel ibadet şekli olan teravih namazları ibadet etmekle beraber bu ihtiyacımızı da karşılamış oluyor.
Son olarak Ramazan ayının maneviyatına uygun bir ramazan ayı geçirmek maksadı ile farkındalığımız ve empati yeteneğimizi çokça kullanalım. İmkanlarımız elverdiği ölçüde Mahallemizde yakınımızda olan garip gurabaya ve kimsesilere yardım elimizi uzatalım hasılı biz oruç tutmak için gayret göstermek yerine Orucun bizi tutmasına imkan ve olanak sağlayalım.
Sevdilerimiz ve dostlarımızla sağlık sıhhat huzur bereket ve mutluluk içerisinde nice Ramazanlar yaşamamız dileğiyle.
29 Mart 2021
Sami CEYLAN





0 Yorumlar